Portföyümün bir günde yüzde yedi eridiğini ilk gördüğümde, ekranı kapatıp odada volta atmıştım. O gün hiçbir şey satmadım ama sırf şansım yaver gittiği için değil; elimde yazılı bir plan olduğu için. O planı yazmadan önceki dönemde ise iki kez dip noktada satıp, toparlanmayı kenardan izlemiştim. Aradaki fark bilgi değildi, hazırlıktı.
Piyasa oynaklığı bir arıza değil, sistemin normal çalışma biçimi. Hisse senetleri uzun vadede getiri üretiyorsa, bunun bedeli ara ara sert düşüşlere katlanmak. Sorun şu ki insan beyni kaybı kazançtan çok daha yoğun hissediyor. 100 bin liralık portföyün 85 bine düşmesi, 115 bine çıkmasından çok daha fazla yer ediyor.
Bu his üç tipik hataya yol açıyor:
Kendi deneyimimde en pahalıya mal olan üçüncüsüydü. Düşüş dönemlerinde işlem sayım normalin üç katına çıkıyordu ve yıl sonunda hesabı yaptığımda, doğru tahminlerimin kazandırdığını işlem maliyetleri ve yanlış zamanlamalar yiyip bitirmişti.
Piyasa sert düşerken elinizde aslında beş seçenek var. Hepsini denedim; hangisinin ne zaman işe yaradığını şöyle özetleyebilirim:
| Yaklaşım | Ne zaman mantıklı | Riski | Benim notum |
|---|---|---|---|
| Hiçbir şey yapmamak | Portföy zaten hedef dağılımınıza uygunsa, paraya 5+ yıl ihtiyacınız yoksa | Yanlış kurulmuş bir portföyü de dondurursunuz | Vakaların çoğunda en iyi hamle |
| Kademeli alım sürdürmek | Düzenli geliriniz ve acil fonunuz varsa | Düşüş uzun sürerse moral yıpranması | Uzun vadede en çok kazandıran davranış |
| Yeniden dengeleme | Hisse oranı hedefin 5 puan altına düştüyse | Yanlış zamanlarsanız erken davranmış olursunuz | Kuralla yapılırsa güçlü, hisle yapılırsa tehlikeli |
| Nakde geçmek | Paraya 1-2 yıl içinde gerçekten ihtiyacınız varsa | Dönüş rallisini kaçırma ihtimali yüksek | Bu bir yatırım kararı değil, planlama hatasının onarımı |
| Kaldıraçla "dipten alma" | Neredeyse hiçbir zaman | Kalıcı sermaye kaybı | Bir kez denedim, bir daha denemem |
Tabloya bakınca fark edeceğiniz şey şu: doğru seçenek piyasanın nereye gideceğine değil, sizin paraya ne zaman ihtiyacınız olduğuna bağlı. Bu yüzden sağlam bir yatırım stratejisi oynaklık dönemlerinde yeniden yazılmaz; sakin zamanda yazılıp fırtınada uygulanır.
Acil durum fonu portföyün bir parçası değil, portföyün sigortası. Üç ila altı aylık giderim ayrı bir hesapta durduğu için, piyasa düşerken "araba bozulursa ne yaparım" endişesi devreye girmiyor. Panik satışların çoğu yatırım kararı değil, nakit sıkışması. Bunu bir kez yaşadıktan sonra tamponu hiç bozmadım.
Her paranın bir görevi ve bir tarihi var. Üç yıl içinde ev peşinatı olacak para hisse tarafında durmuyor. Emeklilik parası ise 20 yıl sonrası için, dolayısıyla bu yılki dalgalanma onun için gürültüden ibaret. Bu ayrımı yapmadan portföye bakınca her düşüş aynı derecede tehditkâr görünüyor.
Telefonumun notlarında üç satır var: hedef varlık dağılımım, hangi sapmada dengeleyeceğim, ve hangi durumlarda satarım. Sonuncusu en önemlisi: "Fiyat düştüğü için" satmak listede yok. Şirketin ya da fonun temel gerekçesi bozulduysa, hedefim değiştiyse veya paraya ihtiyacım oluştuysa satarım.
Düşüş dönemlerinde kazanan, en iyi tahmini yapan değil; en az gereksiz hamleyi yapan oluyor.
Bazen düşüş, planın kötü olduğunu ortaya çıkarır. Tek bir sektöre yığıl