İlk taksit tuzağıma 20'li yaşlarımın başında düştüm. Bir mağazada gözüme kestirdiğim çamaşır makinesinin fiyatı bütçemi aşıyordu ama etikette "12 ay taksit" yazıyordu. Aylık tutar o kadar küçük görünüyordu ki hesap makinesine bile dokunmadım. Üç ay sonra kredi kartı ekstresini açtığımda üst üste binmiş beş farklı taksitin toplamının maaşımın neredeyse yarısını yediğini gördüm. O ay kendime tek bir soru sordum: Ben bu makineyi mi aldım, yoksa gelecek bir yılımı mı sattım?
Yıllar içinde şunu öğrendim: taksit kötü bir araç değil, ama kötü kullanıldığında görünmez bir borç yükü oluşturuyor. Asıl problem faiz oranı değil, taksitin bütçedeki görünmezliği. Aylık 400 lira, "sadece 400 lira" gibi duruyor; ama aynı anda beş tane 400 lira varsa, siz artık kendi paranızı değil geçmiş kararlarınızı yönetiyorsunuz.
Taksitli alışverişte üç maliyet kalemi var ve ikisi genelde konuşulmuyor.
Kendime bir kural koydum: bir ürünün taksitli tutarını değil, toplam tutarını aylık gelirimin yüzdesi olarak yazıyorum. "Ayda 500 lira" cümlesi yerine "maaşımın %35'i" cümlesini görmek beni fazlasıyla ayılttı.
Diyelim 12.000 liralık bir ihtiyacınız var: buzdolabı, laptop, ne olursa. Elinizdeki dört ana yol şöyle karşılaştırılıyor.
| Yöntem | Avantajı | Gizli riski | Ne zaman mantıklı? |
|---|---|---|---|
| Peşin ödeme (nakit/tek çekim) | Genelde indirim pazarlığı yapılabilir, ek maliyet yok | Nakit tamponunuzu boşaltabilir | Acil fonunuzu bozmadan ödeyebiliyorsanız |
| Faizsiz taksit (vade farkı yok) | Enflasyon ortamında ödemeyi ileri atmak lehinize | Kart limitini kilitler, taksitler üst üste biner | Toplam taksit yükünüz gelirin %20'sini geçmiyorsa |
| Vade farklı taksit | Peşin paranız yoksa erişim sağlar | Fark aslında faiz; peşin fiyatla kıyaslanmadan görünmez | Ürün gerçekten zorunlu ve alternatif yoksa |
| Bekle-biriktir (kendine taksit) | Sıfır maliyet, alışkanlık kazandırır | Fiyat artışı riski, sabır gerektirir | İhtiyaç acil değilse; çoğu durumda en iyisi |
Dördüncü satır benim en sık kullandığım yöntem oldu. "Kendine taksit" dediğim şey basit: satın almak istediğim şeyi 4 aya bölüyorum, o parayı ayrı bir hesapta biriktiriyorum. Dört ay sonunda iki şeyden biri oluyor — ya parayı biriktirip peşin alıyorum ve pazarlık gücüm oluyor, ya da o ürünü artık istemediğimi fark ediyorum. İkinci senaryo tahmin ettiğinizden daha sık gerçekleşiyor.
Ekstresi kabaran biriyseniz panik faydasız. Şu sırayla çalıştım, işe yaradı: